Gece, belediye binasının camlarına ağır ağır yaslanmıştı.
Işıklar sönmemişti henüz.
Çünkü bazı geceler vardır ki,
sadece bitmez.
Bir başlangıca dönüşür.
O gece, Yüreğir’de tam da böyle bir geceydi.
Meclis salonunda sandalyeler hâlâ sıcaktı,
alkışların yankısı duvarlardan çekilmemişti.
Yeni bir isim, yeni bir sorumlulukla ayağa kalkmıştı.
Bir koltuğa değil,
bir yükün altına oturduğunu hissediyordu.
Dışarıda bir çocuk vardı.
Ayakkabısının ucu yırtık,
ama gözleri umut dolu.
Bir anne vardı,
Pazardan dönerken cebindeki parayı üçe bölmeye çalışan.
Bir genç vardı.
Hayalleri büyük, ama yolu karanlık.
İşte o an,
yeni başkan vekilinin omuzlarına yüklenen şey
sadece bir görev değildi.
Bir şehrin bekleyişiydi.
“Duracak vaktin yok,” dedi içinden bir ses.
“Bu şehir bekledi yeterince.”
Yollar konuşuyordu aslında.
“Beni tamamla,” diyordu yarım kalmış asfaltlar.
Kanalizasyon boruları sessizce haykırıyordu:
“Bizi gör artık!”
Toprak bile sabırsızdı.
Yeni imar planlarını,
düzenli sokakları,
nefes alan mahalleleri bekliyordu.
Ama mesele sadece beton değildi.
Bir parkta koşan çocukların kahkahasıydı,
bir sahnede şiir okuyan gencin titreyen sesi,
bir kütüphanede kitapla buluşan gözlerdi.
Yüreğir,
sadece yapılmayı değil,
yaşatılmayı istiyordu.
Bir gün bir festival kurulsa mesela.
Sokaklar renklerle dolsa,
uzaktan gelenler
“Burası neresi?” diye sorsa.
Cevap basit olsa:
“Burası Yüreğir.”
Bir spor sahasında gençler ter dökse,
tribünlerde alkışlar yankılansa,
“Başarısız” denilen çocuklar
bir gün madalya ile dönse.
Bir meslek kursunda,
ellerine ilk kez umut değse bir gencin.
“Ben de yapabilirim” dese,
yılların sessizliği bozulsa.
Ve bir sinema salonunda,
karanlıkta aynı filme gülen insanlar
birbirine yabancı olmadığını anlasa.
Yeni başkan vekili,
o gece pencereden dışarı baktı.
Şehir uyuyordu belki.
Ama beklentiler uyanıktı.
Kendi kendine fısıldadı:
“Artık sadece bir partinin değil,
bir halkın başkanıyım.”
Çünkü Yüreğir,
küçük dokunuşlarla değil,
büyük yüreklerle değişirdi.
Sabah olacaktı birazdan.
Güneş, binaların arasından süzülüp
yeni bir günün kapısını aralayacaktı.
Ve takvimler ilerledikçe
herkes şunu soracaktı:
“Verilen sözler,
yapılan işlere dönüştü mü?”
İşte o sorunun cevabı,
bir şehrin kaderini yazacaktı.
Yüreğir tüm bunları bekliyor.
Bekletmemek Sayın Başkan Vekili sizin ve Yüreğir Belediyesi Meclis üyelerinin ellerinde..



