SİXT
SİXT-2
REMZİ YILDIRIM
Köşe Yazarı
REMZİ YILDIRIM
 

Bir Kahve Kokusu, Bir Gelecek Umudu

Yurt Ders Cafe’nin kapısından içeri girerken sadece bir mekâna değil, bir umudun kalbine adım atılmış. O gün, Masalarda çay vardı, ama asıl demlenen gençliğin hayalleriydi. Kahve fincanlarının kenarında yarım kalmış cümleler, tamamlanmayı bekleyen hayatlar duruyordu. Bir söz düştü ortalığa, Sessiz ama derin: “İnsan, kendine inanmayı öğrendiği gün büyür.” İşte o gün, Emrah Kozay bir başkandan öte, bir ağabey gibi dokundu gençlerin yüreğine. Sadece konuşmadı, Dinledi. Sadece anlattı değil. Anladı. Ve yanında bir isim daha, Sabri Kandemir sessizliğin içinden kültürü, kültürün içinden geleceği büyüten bir emekçi gibi. O gün kelimeler kürsüde değildi sadece, gençlerin gözlerinde filizleniyordu. Birinin hayali öğretmen olmaktı, birinin yazmak, birinin sadece  “iyi bir insan” kalabilmek. Bünyamin Kıraç anlatımıyla söylemek gerekirse; hayat bazen bir konferans salonunda değil, bir kahve masasının kenarında değişir. Çünkü bazı cümleler kitaplarda yazmaz, insanın içine yazılır. Ve o gün, Çukurova’da zaman, saatlerle değil, yüreklere düşen umutla ölçüldü. Gençler sadece dinlemedi. Kendilerini buldu. Ve belki de ilk kez, geleceğe tereddüt etnefen baktılar. Bir şehir düşün, Gençlerine omuz veren, onlara sadece nasihat değil, yol arkadaşlığı yapan. İşte o şehirde ne karanlık uzun sürer, ne umut eksik olur. O gün anladım; bir kahve kokusu, bir samimi söz ve bir inanan yürek. Bir gencin hayatını değiştirmeye yeter. Ve biz, o hikâyenin tam ortasında kaldık.
Ekleme Tarihi: 14 Nisan 2026 -Salı

Bir Kahve Kokusu, Bir Gelecek Umudu

Yurt Ders Cafe’nin kapısından içeri girerken

sadece bir mekâna değil,
bir umudun kalbine adım atılmış. O gün,
Masalarda çay vardı,
ama asıl demlenen gençliğin hayalleriydi.

Kahve fincanlarının kenarında
yarım kalmış cümleler,
tamamlanmayı bekleyen hayatlar duruyordu.

Bir söz düştü ortalığa,
Sessiz ama derin:

“İnsan, kendine inanmayı öğrendiği gün büyür.”

İşte o gün,
Emrah Kozay
bir başkandan öte,
bir ağabey gibi dokundu gençlerin yüreğine.

Sadece konuşmadı,
Dinledi.
Sadece anlattı değil.
Anladı.

Ve yanında bir isim daha,
Sabri Kandemir
sessizliğin içinden kültürü,
kültürün içinden geleceği büyüten bir emekçi gibi.

O gün kelimeler kürsüde değildi sadece,
gençlerin gözlerinde filizleniyordu.

Birinin hayali öğretmen olmaktı,
birinin yazmak,
birinin sadece 

“iyi bir insan” kalabilmek.

Bünyamin Kıraç anlatımıyla söylemek gerekirse;
hayat bazen bir konferans salonunda değil,
bir kahve masasının kenarında değişir.
Çünkü bazı cümleler kitaplarda yazmaz,
insanın içine yazılır.

Ve o gün,
Çukurova’da zaman,
saatlerle değil,
yüreklere düşen umutla ölçüldü.

Gençler sadece dinlemedi.
Kendilerini buldu.
Ve belki de ilk kez,
geleceğe tereddüt etnefen baktılar.

Bir şehir düşün,
Gençlerine omuz veren,
onlara sadece nasihat değil,
yol arkadaşlığı yapan.

İşte o şehirde
ne karanlık uzun sürer,
ne umut eksik olur.

O gün anladım;
bir kahve kokusu,
bir samimi söz
ve bir inanan yürek.
Bir gencin hayatını değiştirmeye yeter.

Ve biz,
o hikâyenin tam ortasında kaldık.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve artihabergazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.