Adana…
Güneşiyle övünen, sıcağıyla kavuran, portakal çiçeğiyle mest eden kadim şehir…
Ama bu akşam gök gürlüyor.
Bu akşam Adana yıkanıyor.
Yağmur yağıyor…
Öyle ince ince değil; bardaktan boşanırcasına, her damlası bir tas su ağırlığında. Sanki gök delinmiş de Seyhan’ın üstüne dökülüyor.
Uzun zamandır hasret kaldığımız bereket, bu kış cömert davranıyor. Seyhan kabarıyor, toprak suya doyuyor, çiftçinin yüzü gülüyor.
Bereket yağıyor…
Ama mesele şu:
Yağmur bereket midir, yoksa şehir için imtihan mı?
Çünkü yağmur yağınca sadece toprak değil, gerçekler de su yüzüne çıkıyor.
Yüzlerde tebessüm var, evet…
Fakat o tebessüm bodrum katlarda oturanların yüzünde yok.
Zemin katların lambaları titriyor, rögar kapakları fokurduyor, kaldırım taşları yerinden oynuyor. Sosyal medyada
“dikkatli olun”
uyarıları dolaşıyor ama su, uyarı dinlemiyor. O, yolunu buluyor.
Bulduğu yol da çoğu zaman evlerin içi oluyor.
Şimdi açık konuşalım.
Adana’da yol yapılır.
Hem de doğru düzgün, pırıl pırıl asfalt dökülür.
Şeritler çizilir, kaldırımlar yenilenir, fotoğraflar paylaşılır.
Ama altyapı yoksa…
O yol, ilk yağmurda gerçeği haykırır.
Şehir planlaması süs değildir.
Altyapı lüks değildir.
Yağmur
“olağanüstü”
değildir.
Yağmur bu coğrafyanın kaderidir.
Akdeniz iklimi sürpriz yapmaz.
Eğer bir mahallede kanalizasyon hattı yetersizse, yağmur suyu drenajı yoksa, dere yatakları imara açılmışsa;
oraya dökülen asfalt sadece makyajdır.
Ve makyaj, ilk sağanakta akar.
Yol en son yapılmalıdır.
Önce altyapı.
Önce suyun gideceği yer.
Önce toprağın nefes alacağı kanal.
Sonra asfalt.
Aksi halde her kış aynı manzara:
Gök gürler, siyaset susar.
Yağmur yağar, bodrumlar dolar.
Vatandaş kovayla su boşaltır, yetkili açıklama yapar.
Bu şehir bunu hak etmiyor.
Adana sadece güneşle övünen bir şehir değildir.
Adana dayanıklıdır.
Adana üretkendir.
Adana sabırlıdır.
Ama sabır, altyapı projesi değildir.
Bugün yağmur yağıyor diye romantizm yapabiliriz.
“Adana yağmurla dans ediyor”
diyebiliriz.
Ama o dansın ritmi, bir evin salonuna dolan suyla bozuluyorsa;
orada şiir değil, ihmal vardır.
Bereket yağıyor evet…
Ama bereketi afete çeviren ihmaldir.
Şehir yönetmek; sadece açılış kurdelesi kesmek değildir.
Şehir yönetmek; yağmur yağdığında vatandaşın içinin rahat olmasıdır.
Gökyüzünü suçlayamayız.
Bulutlara dava açamayız.
Ama plansızlığa hesap sorabiliriz.
Adana bu akşam yıkanıyor.
Dilerim sabahına sadece temizlenmiş bir şehirle değil, ders alınmış bir anlayışla uyanırız.
Çünkü mesele yağmur değil…
Mesele hazırlıksız yakalanmaktır.
Ve hazırlıksız yakalanmak, kader değildir.



