SİXT
SİXT-2
REMZİ YILDIRIM
Köşe Yazarı
REMZİ YILDIRIM
 

Yağmur Suyu Adana’da Neden Yolları İstila Ediyor?

Adana sıcak memlekettir. Güneşle hemhâl olmuş bir şehir burası. Yazın kavurucu sıcağıyla, kışın ansızın bastıran yağmuruyla tanınır. Güneş, Çukurova semalarında egemenliğini nadiren yitirir; fakat mevsim kışa döndüğünde, o hüküm yerini yağmura bırakır. Ne var ki bu değişim Adana’da çoğu zaman bereket değil, taşkınlık getirir. Bir yağmur yağar…  Cadde göle döner. Sokaklar dere olur. Alt geçitler nefesini tutar. İnsanlar ayakkabılarını eline alıp karşıdan karşıya geçmenin yolunu arar. Araçlar suda ilerlerken tekneye özenir. Şehir, yağmurla sınanır. Peki neden? Bu şehirde kanallar yok mu? Var. Yağmur suyu hatları yok mu? Var. Mühendis yok mu? Var. Meclis üyeleri, imar birimleri, teknik kadrolar yok mu? Var. O hâlde bu su neden yolları istila ediyor? Cevap aslında çok tanıdık: Altyapı unutulduğu için. Belediyeler neden vardır? Hayatı kolaylaştırmak için. Vatandaşın gündelik yaşamını güvenli, konforlu ve sürdürülebilir kılmak için. Ancak hayatı kolaylaştırmak, sadece asfalt dökmekle olmaz. Asfalt, üstteki vitrindir. Asıl mesele, onun altındaki görünmeyen dünyadadır. Bir yol yapılırken, önce o yolun altından geçecek Rögarlar düşünülmelidir. Yağmur suyu hatları yenilenmeli, kapasitesi artan yağış rejimine göre projelendirilmelidir. Yıllar önce döşenmiş, daraltılmış ya da tıkanmış hatlarla bugünün yağmuru taşınamaz. İklim değişiyor, yağışlar kısa sürede ve yoğun düşüyor. Altyapı ise yerinde sayıyor. Bugün Adana’da yaşanan tam olarak budur. Yeni asfaltlar dökülüyor, caddeler parlıyor. Akıllı kavşaklar yapılıyor, köprüler yıkılıp yenileri inşa ediliyor. Bunlar elbette kıymetlidir. Şehir estetiği ve trafik akışı önemlidir. Ancak bütünlük sağlanmadığında, bir yağmur hepsini boşa düşürür. Övünç askıda kalır. Sevinç ıskalanır. Bir şehir, yağmurla barışık değilse; yaptığı hizmetlerin büyük kısmı eksiktir. Üstelik mesele yalnızca suyun tahliyesi de değildir. Bu yağmur suları doğru şekilde toplanıp depolanabilse, kentin yararına dönüştürülebilir. Park ve bahçelerin sulanmasında, tarımsal alanlarda, hatta yeraltı su seviyesinin korunmasında kullanılabilir. Modern şehirler bunu yapıyor. Biz ise hâlâ yağmurdan kaçıyoruz. Bu çağda yağmur suyunu yönetememek, teknik bir eksiklikten öte, planlama zaafıdır. Büyükşehir Belediyesi’nde onca meclis üyesi, onca mühendis, onca teknik personel varken bu sorun çözülemiyorsa, dönüp bir daha bakmak gerekir. Sorunu halının altına süpürmek değil, masanın üzerine koymak gerekir. Çünkü bu şehirde yaşayan vatandaş, her yağmurda aynı çileyi çekmek zorunda değil. Çünkü Adana, bereketiyle anılmalı; taşkınlarıyla değil. Çünkü asfaltın üstü kadar altı da şehirdir. Buradan bir çağrı yapmak istiyorum: Yol açmak güzeldir. Köprü yapmak kıymetlidir. Kavşaklar elbette gereklidir. Ama altyapı olmadan üstyapı, yarım bir hikâyedir. Gelin bu şehrin hikâyesini yarım bırakmayın. Yağmur yağdığında korkulan değil, karşılanan bir misafir olsun. Vatandaşın yüzü gülsün, hayatı kolaylaşsın. Adana, yağmurla sınanan değil; yağmuru yöneten bir şehir olsun. Çünkü bu kent bunu hak ediyor. -Adana’da Yağmur Yağmaz, İhmal Taşar..! Ama mesele sıcak değil artık, artık bunu göz ardı eylemeyin efendiler… Mesele yağmur… Mevsim kışa dönünce gökyüzü de yükünü boşaltıyor. Rahmet yağıyor, bereket yağıyor. Lakin Adana’da yağmur yere değil, yola yağıyor, yağmur toprağa değil, ihmale doluyor. Bir yağmur yağıyor, cadde çöküyor şehir. Sokaklar göle dönüyor, araçlar suya teslim, yaya çaresiz, esnaf dertli, şehir  perişan… Cevap zor değil, acı ama net: Altyapı yok sayıldığı için. Belediyeler neden vardır? Elbette hayatı kolaylaştırmak için. Ama hayat asfaltla kolaylaşmaz, hayat asfaltın altıyla kolaylaşır… Eğer bir caddeye asfalt dökmeden önce o asfaltın altından geçecek logar yenilenmezse, Yağmur suyu hattı genişletilmezse, Rögar ağızları doğru kotta yapılmazsa işte o zaman yağmur yağmaz; taşar. O zaman yağmur suyu kanalı değil, yolu seçer, dereyi değil, kavşağı basar, toprağı değil, esnafın dükkânını doldurur. Bu bir teknik yetersizlik mi, yoksa planlama eksikliği mi? Yoksa “üstü güzel olsun da altı sonra bakılır” anlayışı mı? Bakın; yol açmak güzeldir, köprü yapmak kıymetlidir, akıllı kavşaklar elbette lazımdır. Ama bütün bunlar altyapı ile bütünleşmiyorsa, bir yağmurla övünç yerini utanca bırakır. Bir yağmur yağar, kurdeleyle açılan yol kapanır. Bir yağmur yağar, maket gibi duran projeler suya düşer. Oysa bu çağda hâlâ yağmur suyunu depolamamak, toplamamak, yeniden kullanmamak affedilir bir ihmal değildir. Dünyanın birçok şehrinde yağmur suyu parkı suluyor, yeraltı sularını besliyor, kenti nefes aldırıyor.Bizde ise yağmur suy hayatı kilitliyor. Adanalı lüks istemiyor. Adanalı şov istemiyor. Adanalı, yağmur yağdığında evine korkmadan girmek, arabasıyla yolda kalmamak, çocuğunu suya basmadan okula göndermek istiyor. Bu bir siyaset meselesi değil, bu bir şehir ahlakı meselesidir. Asfalt atmak hizmettir, ama altyapıyı görmezden gelmek hizmet değil, ihmaldir. Artık bu şehrin yağmurla sınanmaktan yorulduğunu görün. Bu bereketi çileye çevirmeyin. Adana’ya iyilik yapmak istiyorsanız önce görünmeyeni onarın. Önce yerin altına bakın. Çünkü şehirler üstüyle değil, altyapısıyla ayakta durur. Yağmur düşmanımız değil. Düşman, yağmuru yönetemeyen akıldır. Adana bunu hak etmiyor. Yağmur Sularını depo edecek projeler üretmede gecikmeyelim.
Ekleme Tarihi: 01 Şubat 2026 -Pazar

Yağmur Suyu Adana’da Neden Yolları İstila Ediyor?

Adana sıcak memlekettir. Güneşle hemhâl olmuş bir şehir burası. Yazın kavurucu sıcağıyla, kışın ansızın bastıran yağmuruyla tanınır. Güneş, Çukurova semalarında egemenliğini nadiren yitirir; fakat mevsim kışa döndüğünde, o hüküm yerini yağmura bırakır. Ne var ki bu değişim Adana’da çoğu zaman bereket değil, taşkınlık getirir.

Bir yağmur yağar… 
Cadde göle döner. Sokaklar dere olur. Alt geçitler nefesini tutar. İnsanlar ayakkabılarını eline alıp karşıdan karşıya geçmenin yolunu arar. Araçlar suda ilerlerken tekneye özenir. Şehir, yağmurla sınanır.

Peki neden?

Bu şehirde kanallar yok mu? Var. Yağmur suyu hatları yok mu? Var. Mühendis yok mu? Var. Meclis üyeleri, imar birimleri, teknik kadrolar yok mu? Var.

O hâlde bu su neden yolları istila ediyor?

Cevap aslında çok tanıdık: Altyapı unutulduğu için.

Belediyeler neden vardır? Hayatı kolaylaştırmak için. Vatandaşın gündelik yaşamını güvenli, konforlu ve sürdürülebilir kılmak için. Ancak hayatı kolaylaştırmak, sadece asfalt dökmekle olmaz. Asfalt, üstteki vitrindir. Asıl mesele, onun altındaki görünmeyen dünyadadır.

Bir yol yapılırken, önce o yolun altından geçecek Rögarlar düşünülmelidir. Yağmur suyu hatları yenilenmeli, kapasitesi artan yağış rejimine göre projelendirilmelidir. Yıllar önce döşenmiş, daraltılmış ya da tıkanmış hatlarla bugünün yağmuru taşınamaz. İklim değişiyor, yağışlar kısa sürede ve yoğun düşüyor. Altyapı ise yerinde sayıyor.


Bugün Adana’da yaşanan tam olarak budur.

Yeni asfaltlar dökülüyor, caddeler parlıyor. Akıllı kavşaklar yapılıyor, köprüler yıkılıp yenileri inşa ediliyor. Bunlar elbette kıymetlidir. Şehir estetiği ve trafik akışı önemlidir. Ancak bütünlük sağlanmadığında, bir yağmur hepsini boşa düşürür. Övünç askıda kalır. Sevinç ıskalanır.


Bir şehir, yağmurla barışık değilse; yaptığı hizmetlerin büyük kısmı eksiktir. Üstelik mesele yalnızca suyun tahliyesi de değildir. Bu yağmur suları doğru şekilde toplanıp depolanabilse, kentin yararına dönüştürülebilir. Park ve bahçelerin sulanmasında, tarımsal alanlarda, hatta yeraltı su seviyesinin korunmasında kullanılabilir. Modern şehirler bunu yapıyor. Biz ise hâlâ yağmurdan kaçıyoruz.

Bu çağda yağmur suyunu yönetememek, teknik bir eksiklikten öte, planlama zaafıdır. Büyükşehir Belediyesi’nde onca meclis üyesi, onca mühendis, onca teknik personel varken bu sorun çözülemiyorsa, dönüp bir daha bakmak gerekir. Sorunu halının altına süpürmek değil, masanın üzerine koymak gerekir. Çünkü bu şehirde yaşayan vatandaş, her yağmurda aynı çileyi çekmek zorunda değil. Çünkü Adana, bereketiyle anılmalı; taşkınlarıyla değil. Çünkü asfaltın üstü kadar altı da şehirdir.

Buradan bir çağrı yapmak istiyorum:
Yol açmak güzeldir. Köprü yapmak kıymetlidir. Kavşaklar elbette gereklidir. Ama altyapı olmadan üstyapı, yarım bir hikâyedir. Gelin bu şehrin hikâyesini yarım bırakmayın. Yağmur yağdığında korkulan değil, karşılanan bir misafir olsun. Vatandaşın yüzü gülsün, hayatı kolaylaşsın. Adana, yağmurla sınanan değil; yağmuru yöneten bir şehir olsun.
Çünkü bu kent bunu hak ediyor.
-Adana’da Yağmur Yağmaz, İhmal Taşar..! Ama mesele sıcak değil artık, artık bunu göz ardı eylemeyin efendiler…
Mesele yağmur… Mevsim kışa dönünce gökyüzü de yükünü boşaltıyor. Rahmet yağıyor, bereket yağıyor. Lakin Adana’da yağmur yere değil, yola yağıyor, yağmur toprağa değil, ihmale doluyor.
Bir yağmur yağıyor,
cadde çöküyor şehir.
Sokaklar göle dönüyor,
araçlar suya teslim,
yaya çaresiz,
esnaf dertli,
şehir  perişan…

Cevap zor değil, acı ama net:
Altyapı yok sayıldığı için.

Belediyeler neden vardır?
Elbette hayatı kolaylaştırmak için.
Ama hayat asfaltla kolaylaşmaz,
hayat asfaltın altıyla kolaylaşır…


Eğer bir caddeye asfalt dökmeden önce o asfaltın altından geçecek logar yenilenmezse, Yağmur suyu hattı genişletilmezse, Rögar ağızları doğru kotta yapılmazsa işte o zaman yağmur yağmaz; taşar. O zaman yağmur suyu kanalı değil, yolu seçer, dereyi değil, kavşağı basar, toprağı değil, esnafın dükkânını doldurur.


Bu bir teknik yetersizlik mi, yoksa planlama eksikliği mi? Yoksa “üstü güzel olsun da altı sonra bakılır” anlayışı mı? Bakın; yol açmak güzeldir, köprü yapmak kıymetlidir, akıllı kavşaklar elbette lazımdır. Ama bütün bunlar altyapı ile bütünleşmiyorsa, bir yağmurla övünç yerini utanca bırakır.


Bir yağmur yağar, kurdeleyle açılan yol kapanır. Bir yağmur yağar, maket gibi duran projeler suya düşer. Oysa bu çağda hâlâ yağmur suyunu depolamamak, toplamamak, yeniden kullanmamak
affedilir bir ihmal değildir.


Dünyanın birçok şehrinde yağmur suyu parkı suluyor, yeraltı sularını besliyor,
kenti nefes aldırıyor.Bizde ise yağmur suy hayatı kilitliyor.


Adanalı lüks istemiyor. Adanalı şov istemiyor. Adanalı, yağmur yağdığında evine korkmadan girmek,
arabasıyla yolda kalmamak, çocuğunu suya basmadan okula göndermek istiyor. Bu bir siyaset meselesi değil, bu bir şehir ahlakı meselesidir.

Asfalt atmak hizmettir, ama altyapıyı görmezden gelmek hizmet değil, ihmaldir. Artık bu şehrin
yağmurla sınanmaktan yorulduğunu görün. Bu bereketi çileye çevirmeyin. Adana’ya iyilik yapmak istiyorsanız önce görünmeyeni onarın. Önce yerin altına bakın. Çünkü şehirler üstüyle değil,
altyapısıyla ayakta durur. Yağmur düşmanımız değil. Düşman, yağmuru yönetemeyen akıldır.
Adana bunu hak etmiyor. Yağmur Sularını depo edecek projeler üretmede gecikmeyelim.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve artihabergazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.