Toroslar’da kar eriyip seyhan gölünü serinletirken Yaşar Kemal o serinlikte yaşıyor...
Çukurova’nın pamuk tarlalarında hâlâ onun cümleleri koza açıyor...
Bir ağıt gibi, bir destan gibi, bir başkaldırı gibi…
Bugün, Adana’nın bağrından çıkıp dünyaya seslenen büyük ustayı,
Yaşar Kemal’i rahmetle anıyoruz...
Henüz 16 yaşında kalemini eline aldığında, kim bilebilirdi ki o genç delikanlının kelimeleri bir gün dağları aşacak, denizleri geçecek? 1939’da yayımlanan ilk şiiri Seyhan, aslında bir nehrin değil; bir ömrün akışının başlangıcıydı.
Çukurova’nın ağıtlarını derleyip 1943’te yayımladığı Ağıtlar, halkın sesini kitaba dönüştürme çabasının ilk nişanesiydi.
O, yalnızca yazmadı.
Dinledi.
Toprağı, rüzgârı, köylüyü, yoksulu, çocuğu dinledi.
1955’te yayımlanan İnce Memed, bir roman olmanın çok ötesindeydi. Ağalara başkaldıran bir yiğidin hikâyesi, aslında Anadolu insanının suskun çığlığıydı. Otuz iki yılda tamamlanan dört ciltlik destan, Çukurova’nın güneşi kadar yakıcı, Toroslar kadar vakurdu.
Onun kaleminde Anadolu; masal ile gerçeğin iç içe geçtiği bir coğrafyaydı.
Ağrıdağı Efsanesi’nde sevda bir dağ kadar yüceydi.
Kuşlar da Gitti’nde ise umut, göç eden kuşların kanadında kırılgandı.
Gazeteciliğinde de susmadı.
Cumhuriyet gazetesinde yazarken Anadolu’nun iktisadi ve toplumsal yaralarını dile getirdi. Sözünü sakınmadı, bedel ödedi ama kalemini eğmedi. Çünkü o, edebiyatı yalnızca estetik bir uğraş değil; insan onurunun savunusu olarak görüyordu.
Hayatı boyunca 38 ödül aldı.
PEN Yazarlar Derneği üyesiydi.
Nobel Edebiyat Ödülü’ne Türkiye’den aday gösterilen ilk yazar oldu.
Ama belki de en büyük ödülü; halkın gönlünde kurduğu tahttı.
28 Şubat 2015’te aramızdan ayrıldığında, bir beden toprağa verildi; fakat kelimeleri göğe yükseldi. 2 Mart 2015’te Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa emanet edildi ama Çukurova’nın her rüzgârında adı fısıldanmaya devam etti.
Bugün ölüm yıldönümünde şunu biliyoruz:
Yaşar Kemal ölmedi.
O, İnce Memed’in dağlara bakışında yaşıyor.
Bir köylünün nasırlı elinde, bir çocuğun umudunda, bir okurun kalbinde yaşıyor.
Çünkü bazı yazarlar kitap yazmaz;
Bir halkın hafızasını yazar.
Ve bazı çınarlar devrilse de,
Gölgesi yüzyıllarca serinlik verir…



