Pazar günleri Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Kocavezir uyanır.
Kimi elinde eski bir radyo taşır, kimi yıllardır sandıkta bekleyen bir daktiloyu.
Bir başkası çocuğunun küçülen ayakkabısını satmaya gelir.
Kimisi geçim derdindedir, kimisi ikinci el bir eşya alıp evindeki eksiği tamamlamanın peşinde.
Sonra zabıta gelir.
Görevini yapar. Kaldırımları boşaltır, işgalleri kaldırır, kurallara uymayanların tezgâhlarını toplar.
Kimse buna itiraz edemez. Çünkü kaldırımlar yayalarındır, şehir kurallarla güzeldir.
Ama tam da burada aklımıza şu soru düşüyor:
Peki ya sonra?
Bir şehri yönetmek yalnızca kaldırmak mıdır, yoksa yerine daha iyisini koyabilmek midir?
İşte Adana'nın önünde duran fırsat tam da budur.
Neden Kocavezir'in yıllardır "bit pazarı" diye anılan görüntüsünü modern bir İkinci El ve Antika Pazarına dönüştürmeyelim?
Neden Avrupa şehirlerinde olduğu gibi düzenli tezgâhların bulunduğu, numaralandırılmış satış alanlarının olduğu, belediyenin denetlediği, kimlik kartlı esnafın hizmet verdiği örnek bir pazar kurmayalım?
Adı bile değişse şehrin bakışı değişir.
"Bit Pazarı" yerine,
"Adana İkinci El Yaşam Pazarı"
veya
"Adana İkinci El ve Antika Pazarı."
İnsanlar utanarak değil, gurur duyarak gelir.
Belediye her satıcıya bir yaka kartı verse, tezgâh ölçülerini standart hâle getirse, kapalı semt pazarlarından bir günü bu işe ayırsa.
Ne büyük bir maliyet çıkar ne de karmaşa kalır.
Üstelik bu sadece bir pazar olmaz.
Geri dönüşüm olur.
İsrafın önüne geçilir.
Dar gelirli vatandaş uygun fiyatla alışveriş yapar.
Küçük esnaf ekmeğini kazanır.
Şehir de modern bir görüntü kazanır.
Bugün zabıtanın yaptığı denetim doğrudur.
Ama yarının çözümü yalnızca denetim değil, planlamadır.
Bu nedenle çağrımız yalnızca Adana Büyükşehir Belediyesi'ne değil; belediye meclis üyelerine, ilgili daire başkanlarına, şehir plancılarına ve meslek odalarınadır.
Gelin, Kocavezir'i sorun olarak konuşmayalım.
Çözüm olarak konuşalım.
Çünkü çağdaş belediyecilik sadece kaldırımları boşaltmak değildir; insanların ekmeğini koruyacak, kente değer katacak alanlar üretmektir.
Belki de yıllar sonra insanlar çocuklarını alıp hafta sonu şöyle diyecek:
"Haydi bugün Adana'nın İkinci El ve Antika Pazarı'na gidelim."
İşte o gün, bir zamanlar "bit pazarı" denilen yer; yalnızca alışveriş yapılan bir alan değil, Adana'nın sosyal ve ekonomik hayatına değer katan örnek bir yaşam merkezi hâline gelmiş olacaktır.
Bazen bir şehrin değişimi, bir tezgâhı kaldırmakla değil; o tezgâha yakışır bir yer göstermekle başlar.



