Hiç kış günü sokakta kalmış bir insanla aynı buharın üstünde buluştunuz mu?
Soğuktan uyuşmuş ellerle tutulan plastik bir kaseye, gözleri dolu dolu bakılan bir tas çorbaya şahit oldunuz mu?
Bir çocuğun, sırtına geçirilen montla birlikte utancını ve üşümüşlüğünü aynı anda çıkarıp kenara koyduğunu gördünüz mü?
Modern şehirler, yüksek binalarıyla büyürken vicdanımız çoğu zaman küçülüyor. Beton ısınıyor ama insanlar üşüyor..!
İşte tam da böyle zamanlarda, “insan kalabilmek” bir tas çorbanın içine sığıyor.
Adana…
Kuru soğuğun kemiklere işlediği, rüzgârın acil servis kapılarında bekleyen hasta yakınlarının yüzünü bıçak gibi kestiği gecelerde, hastane önlerinde sessiz bir iyilik nöbeti tutuluyor. Pazartesi ve Perşembe günleri… Saatler mesai bitimini çoktan geçmişken.
Bu iyiliğin adı: Adil Satan.
Ve onunla birlikte, hiçbir afişe, hiçbir alkışa ihtiyaç duymayan gönüllü yürekler…
Adana hastanelerinin acil servis önlerinde, sokakta kalanlar, kimsesizler, dar gelirli ailelerin çocukları ve sabaha kadar koridorlarda bekleyen hasta yakınları için bol kepçe çorba dağıtılıyor. O kepçeden sadece çorba akmıyor; merhamet, hatırlanmış olmanın huzuru ve “yalnız değilsin” duygusu da dökülüyor.
Kimse aç kalmasın diye…
Kimse kendini bu şehirde fazlalık hissetmesin diye…



