SİXT
SİXT-2
REMZİ YILDIRIM
Köşe Yazarı
REMZİ YILDIRIM
 

“Taşların Hafızası, Sayfaların Nefesi: Bir Kitabın Gözünden Adana Halk Kütüphanesi”

Ben bir kitabım, Sessizim sanırsın ama içimde bin ses taşırım. Raflarda beklerken zamanı değil, insanı okurum. Bugün sırtını taş duvarlara yaslayan bir adam gördüm, Düşünceli. Gözleri avluda ama kalbi sayfaların arasında dolaşıyor. Onu tanırım. Çünkü her gelen biraz kendini bırakır bende. Burası sıradan bir yer değil. Bir zamanlar dua sesiyle yankılanan taşlar, Şimdi kelimelerle nefes alıyor. Tarihi bir kilisenin gölgesinde, Adana İl Halk Kütüphanesi insana hizmet eden bir mabede dönüşmüş burası. Avluda bir çam ağacı var. Toroslar’dan kopup gelmiş gibi. Rüzgâr esti mi dallarında, Benim sayfalarım titrer. Yanında kavçuk ağacı. Cümle kapısından giren herkesi selamlar gibi dimdik. Sanki der ki: “Burada her şey canlı. taş bile.” İçeride bir deniz var. Ama su değil bu… Edebiyat. Her masada dört insan, Her gözde başka bir hikâye. Gençler sayfaların arasında kulaç atıyor. Kimisi geçmişe gidiyor, Kimisi geleceği yazıyor. Ben onların ellerinde yeniden doğuyorum. Her açıldığımda biraz daha çoğalıyorum. Bir tekir var burada,Adı Tarçın, Gri, siyah, beyaz. Taş duvarlara sürtünerek dolaşıyor. Bazen yanıma gelir. Sessizce bakar bana. Sanki der ki: “Ben de bu hikâyenin içindeyim.” Pencerelerde kumrular… Bir türkü tutturmuşlar kendilerince. Onların sesiyle satırlarım karışır bazen. “Bizi de yaz…” der gibiler. Haklılar. Çünkü burası sadece insanların değil, Yaşayan her şeyin edebiyatıdır. Avlu bahar kokuyor Otlar, çiçekler fısıldaşıyor: “Biz de buradayız.” Taş duvarlar çarşıyı dışarda bırakmış. İçeride başka bir zaman akıyor. Gürültü yok. Sadece düşünce var. Ve o adam, Hâlâ sırtını duvara yaslamış, Bakıyor ama aslında yazıyor. Ben hissediyorum. Biraz daha otursa, Bir kitap doğacak içinden. Belki ben, Belki başka bir ben. Akşam yaklaşınca gençler kalkıyor. Ama öyle bir kalkış ki bu. Sanki bir daha gelemeyecekmiş gibi. Gönülleri dolu, Ama ayrılık buruk. Ben yine rafıma döneceğim birazdan. Ama biliyorum, Yarın yine biri gelecek. Yine biri kendini arayacak bende. Çünkü burası sadece bir kütüphane değil dost. Bir hafıza… Bir nefes… Bir başlangıç… Ve ben, bir kitap olarak şunu yazıyorum: Buraya gelen hiç kimse aynı gitmez. Çünkü bazı mekânlar insanı okutmaz, İnsanı yazar…
Ekleme Tarihi: 07 Nisan 2026 -Salı

“Taşların Hafızası, Sayfaların Nefesi: Bir Kitabın Gözünden Adana Halk Kütüphanesi”

Ben bir kitabım,

Sessizim sanırsın ama içimde bin ses taşırım.
Raflarda beklerken zamanı değil, insanı okurum.

Bugün sırtını taş duvarlara yaslayan bir adam gördüm,
Düşünceli.
Gözleri avluda ama kalbi sayfaların arasında dolaşıyor.
Onu tanırım.
Çünkü her gelen biraz kendini bırakır bende.

Burası sıradan bir yer değil.
Bir zamanlar dua sesiyle yankılanan taşlar,
Şimdi kelimelerle nefes alıyor.
Tarihi bir kilisenin gölgesinde,
Adana İl Halk Kütüphanesi
insana hizmet eden bir mabede dönüşmüş burası.

Avluda bir çam ağacı var.
Toroslar’dan kopup gelmiş gibi.
Rüzgâr esti mi dallarında,
Benim sayfalarım titrer.
Yanında kavçuk ağacı.

Cümle kapısından giren herkesi selamlar gibi dimdik.
Sanki der ki:
“Burada her şey canlı. taş bile.”

İçeride bir deniz var.
Ama su değil bu…
Edebiyat.
Her masada dört insan,
Her gözde başka bir hikâye.

Gençler sayfaların arasında kulaç atıyor.
Kimisi geçmişe gidiyor,
Kimisi geleceği yazıyor.
Ben onların ellerinde yeniden doğuyorum.
Her açıldığımda biraz daha çoğalıyorum.
Bir tekir var burada,Adı Tarçın,
Gri, siyah, beyaz.
Taş duvarlara sürtünerek dolaşıyor.
Bazen yanıma gelir.
Sessizce bakar bana.
Sanki der ki:
“Ben de bu hikâyenin içindeyim.”

Pencerelerde kumrular…
Bir türkü tutturmuşlar kendilerince.
Onların sesiyle satırlarım karışır bazen.
“Bizi de yaz…” der gibiler.
Haklılar.
Çünkü burası sadece insanların değil,
Yaşayan her şeyin edebiyatıdır.

Avlu bahar kokuyor
Otlar, çiçekler fısıldaşıyor:

“Biz de buradayız.”

Taş duvarlar çarşıyı dışarda bırakmış.
İçeride başka bir zaman akıyor.
Gürültü yok.
Sadece düşünce var.

Ve o adam,
Hâlâ sırtını duvara yaslamış,
Bakıyor ama aslında yazıyor.
Ben hissediyorum.
Biraz daha otursa,
Bir kitap doğacak içinden.
Belki ben,
Belki başka bir ben.
Akşam yaklaşınca gençler kalkıyor.
Ama öyle bir kalkış ki bu.
Sanki bir daha gelemeyecekmiş gibi.
Gönülleri dolu,
Ama ayrılık buruk.
Ben yine rafıma döneceğim birazdan.

Ama biliyorum,
Yarın yine biri gelecek.
Yine biri kendini arayacak bende.

Çünkü burası sadece bir kütüphane değil dost.

Bir hafıza…

Bir nefes…

Bir başlangıç…

Ve ben, bir kitap olarak şunu yazıyorum:
Buraya gelen hiç kimse aynı gitmez.

Çünkü bazı mekânlar insanı okutmaz,
İnsanı yazar…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve artihabergazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.