SİXT
SİXT-2
REMZİ YILDIRIM
Köşe Yazarı
REMZİ YILDIRIM
 

Arsız güçlü olunca haklı suçlu olur

Bazı sözler vardır; yıllar geçse de eskimez. Çünkü hayatın tam ortasından çıkar, insanın yüzüne ayna tutar. “Arsız güçlü olunca haklı suçlu olur.” Ne kadar ağır, ne kadar gerçek bir söz. Çünkü bazı insanlar yanlış yaptıklarında utanmak yerine daha çok bağırırlar. Haksız olduklarında geri çekilmek yerine üzerinize yürürler. Mahcup olması gereken, hesap vermesi gereken kişi bir bakarsınız karşınıza dikilmiş, sizi suçlamaya başlamış. İşin en acı tarafı şudur: Gücü varsa, insanlar susar. Parası vardır, makamı vardır, çevresi vardır, kalabalığı vardır… Sesi hakikatten daha yüksek çıkar. Bir süre sonra gerçek geri planda kalır. Haklı olan kendisini anlatmaya, suçlanan ise kendisini savunmaya başlar. İşte adaletin terazisi tam da o noktada eğilmeye başlar.Çünkü haklılık artık hakikate göre değil, kimin daha güçlü olduğuna göre değerlendirilmeye başlanmıştır. Oysa güç, haklılığın belgesi değildir. Makam sahibi olmak haklı olmak değildir. Çok konuşmak doğru konuşmak değildir. Kalabalık olmak, haklı olmak hiç değildir.Bazen bir insanın arkasında yüz kişi vardır ama söylediği tek bir söz bile doğru değildir. Bazen de bir insan yapayalnızdır; fakat söylediği bir cümle koca bir gerçeği taşır. Ne yazık ki günümüzde bazıları arsızlığı cesaret, kabalığı güç, suskunluğu da suçluluk sanıyor. Hayır! Her susan suçlu değildir. Her bağıran haklı değildir. Her güçlü olan doğru değildir. Her yalnız kalan da haksız değildir. Hatta bazen insanın yalnız kalması, yanlış yaptığı için değil; doğruyu söylemeye devam ettiği için olabilir. Çünkü hakikat çoğu zaman kalabalık değildir. Hakikat sessizdir. Bekler. Zamanı geldiğinde kendisini gösterir. Bir başka tehlike daha var: İnsanların susmaya alışması. Haksızlık karşısında “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” denildiği gün, o yılanın bir gün mutlaka başka bir kapıyı çalacağını unutuyoruz. Bugün başkasına yapılan haksızlığa ses çıkarmayan, yarın aynı haksızlığın kendi kapısında durduğunu görebilir. İşte bu yüzden toplumların en büyük gücü sadece hukuk değildir. Vicdandır. Vicdan varsa insanlar birbirinin hakkını gözetir. Vicdan varsa güçlü olan da haddini bilir. Vicdan varsa haklı olanın sesini yükseltmesine gerek kalmaz. Ama vicdan susarsa, arsızlık konuşmaya başlar.Arsızlık güçlenirse de ortaya o acı tablo çıkar: Haklı suçlu, suçlu haklı görünür.Böyle zamanlarda yapılması gereken, kimin daha güçlü olduğuna bakmak değil; kimin haklı olduğuna bakmaktır. Çünkü güç geçicidir. Makam geçicidir. Para geçicidir. Kalabalık geçicidir. Ama insanın yaptığı iyilik de kötülük de bir gün mutlaka kendi sahibini bulur. Ben gazeteciliğin de tam burada başladığına inanıyorum. Gazeteci, güçlü olanın değil, gerçeğin yanında durmalıdır.Çünkü gazetecinin kalemi bir tarafın sopası değil, toplumun aynasıdır. Ayna hoşumuza gitmeyen yüzümüzü de gösterir. Bugün aynayı kırarak görüntüyü değiştiremezsiniz. Gerçeği susturarak da hakikati ortadan kaldıramazsınız. O yüzden, Arsız güçlenebilir. Haksızlık bir süre kazanıyor gibi görünebilir. Haklı olan yalnız bırakılabilir. Ama unutulmamalıdır: Hakikat, kalabalığa ihtiyaç duymaz. Ğ8Gün gelir, herkes sustuğunda bile vicdan konuşur. Çünkü insanın en büyük mahkemesi, dışarıdaki mahkeme değil; kendi vicdanıdır.
Ekleme Tarihi: 05 Ekim 2026 -Pazartesi

Arsız güçlü olunca haklı suçlu olur

Bazı sözler vardır; yıllar geçse de eskimez. Çünkü hayatın tam ortasından çıkar, insanın yüzüne ayna tutar.

“Arsız güçlü olunca haklı suçlu olur.”

Ne kadar ağır, ne kadar gerçek bir söz.

Çünkü bazı insanlar yanlış yaptıklarında utanmak yerine daha çok bağırırlar. Haksız olduklarında geri çekilmek yerine üzerinize yürürler. Mahcup olması gereken, hesap vermesi gereken kişi bir bakarsınız karşınıza dikilmiş, sizi suçlamaya başlamış.

İşin en acı tarafı şudur:
Gücü varsa, insanlar susar. Parası vardır, makamı vardır, çevresi vardır, kalabalığı vardır… Sesi hakikatten daha yüksek çıkar. Bir süre sonra gerçek geri planda kalır. Haklı olan kendisini anlatmaya, suçlanan ise kendisini savunmaya başlar.

İşte adaletin terazisi tam da o noktada eğilmeye başlar.Çünkü haklılık artık hakikate göre değil, kimin daha güçlü olduğuna göre değerlendirilmeye başlanmıştır.

Oysa güç, haklılığın belgesi değildir. Makam sahibi olmak haklı olmak değildir. Çok konuşmak doğru konuşmak değildir.
Kalabalık olmak, haklı olmak hiç değildir.Bazen bir insanın arkasında yüz kişi vardır ama söylediği tek bir söz bile doğru değildir. Bazen de bir insan yapayalnızdır; fakat söylediği bir cümle koca bir gerçeği taşır.

Ne yazık ki günümüzde bazıları arsızlığı cesaret, kabalığı güç, suskunluğu da suçluluk sanıyor.

Hayır!

Her susan suçlu değildir.

Her bağıran haklı değildir.

Her güçlü olan doğru değildir.

Her yalnız kalan da haksız değildir.

Hatta bazen insanın yalnız kalması, yanlış yaptığı için değil; doğruyu söylemeye devam ettiği için olabilir.
Çünkü hakikat çoğu zaman kalabalık değildir.

Hakikat sessizdir.

Bekler.

Zamanı geldiğinde kendisini gösterir.

Bir başka tehlike daha var:

İnsanların susmaya alışması.

Haksızlık karşısında “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” denildiği gün, o yılanın bir gün mutlaka başka bir kapıyı çalacağını unutuyoruz.

Bugün başkasına yapılan haksızlığa ses çıkarmayan, yarın aynı haksızlığın kendi kapısında durduğunu görebilir.

İşte bu yüzden toplumların en büyük gücü sadece hukuk değildir.

Vicdandır.

Vicdan varsa insanlar birbirinin hakkını gözetir.

Vicdan varsa güçlü olan da haddini bilir. Vicdan varsa haklı olanın sesini yükseltmesine gerek kalmaz. Ama vicdan susarsa, arsızlık konuşmaya başlar.Arsızlık güçlenirse de ortaya o acı tablo çıkar: Haklı suçlu, suçlu haklı görünür.Böyle zamanlarda yapılması gereken, kimin daha güçlü olduğuna bakmak değil; kimin haklı olduğuna bakmaktır.

Çünkü güç geçicidir.

Makam geçicidir.

Para geçicidir.

Kalabalık geçicidir.

Ama insanın yaptığı iyilik de kötülük de bir gün mutlaka kendi sahibini bulur. Ben gazeteciliğin de tam burada başladığına inanıyorum.
Gazeteci, güçlü olanın değil, gerçeğin yanında durmalıdır.Çünkü gazetecinin kalemi bir tarafın sopası değil, toplumun aynasıdır. Ayna hoşumuza gitmeyen yüzümüzü de gösterir.
Bugün aynayı kırarak görüntüyü değiştiremezsiniz.
Gerçeği susturarak da hakikati ortadan kaldıramazsınız.

O yüzden,

Arsız güçlenebilir. Haksızlık bir süre kazanıyor gibi görünebilir.
Haklı olan yalnız bırakılabilir. Ama unutulmamalıdır: Hakikat, kalabalığa ihtiyaç duymaz. Ğ8Gün gelir, herkes sustuğunda bile vicdan konuşur.

Çünkü insanın en büyük mahkemesi, dışarıdaki mahkeme değil;

kendi vicdanıdır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve artihabergazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.