SİXT
SİXT-2
REMZİ YILDIRIM
Köşe Yazarı
REMZİ YILDIRIM
 

Kızıldağ'da 541 yıllık miras

Bir çayır düşünün. Yüzyıllardır aynı toprakta yiğitler kol bağlıyor. Davulun sesi dağlara vuruyor, zurna peşrev çalıyor, dualar gökyüzüne yükseliyor. Bir pehlivan çıkıyor meydana. Sırtında kispeti, yüreğinde cesareti, alnında alın teriyle. İşte Kızıldağ Karakucak Güreşleri böyle bir mirasın adıdır. 541 yıl. Dile kolay. Beş asırdan fazla bir zaman. Nice insanlar geldi geçti. Nice savaşlar yaşandı, nice şehirler değişti, nice gelenekler unutuldu. Ama Kızıldağ'ın dualı çayırında pehlivanın sesi, davulun gürültüsü ve güreşin heyecanı yaşamaya devam etti. Bu nedenle Kızıldağ'da yapılan güreşlere yalnızca bir spor organizasyonu olarak bakmak eksik kalır. Çünkü burada geçmiş ile gelecek kol kola giriyor. Karaisalı Belediyesi'nin ev sahipliğinde, Sarıçam Belediyesi'nin ana sponsorluğunda gerçekleştirilen 541. Kızıldağ Karakucak Güreşleri de bu büyük geleneğin yeni bir sayfasını oluşturdu. Türkiye'nin dört bir yanından ve yurt dışından gelen pehlivanlar dualı çayırda ter döktü. Kimi kazandı, kimi kaybetti..! Ama aslında o çayırda kaybeden olmadı. Çünkü karakucak güreşi yalnızca rakibini yere sermek değildir. Gücünü gösterirken rakibine saygı duymaktır. Yenildiğinde elini uzatabilmek, yendiğinde rakibini küçümsememektir. Belki de bu yüzden Başkan Bilal Uludağ'ın sözleri önem taşıyor: “541 yıllık bir geleneği hep birlikte yaşatmanın gururunu ve mutluluğunu yaşıyoruz.” Evet, Yaşatmak..! Bugünün en önemli kelimesi belki de budur. Çünkü gelenekler kendiliğinden yaşamaz. Onları yaşatacak insanlar gerekir. Çocuklarına anlatacak babalar. Torunlarına aktaracak dedeler. Pehlivan yetiştirecek ustalar. Kültürel mirasa sahip çıkacak yöneticiler gerekir. Bugün Kızıldağ'ın çayırında güreşen genç bir pehlivan, belki de 50 yıl sonra başka bir genç pehlivana aynı geleneği anlatacak. “Ben de yıllar önce burada güreştim” diyecek. İşte kültür böyle devam eder. Bir nesilden diğerine. Bir yürekten başka bir yüreğe. Bir çayırdan geleceğe. Kızıldağ'ın asıl zenginliği de burada. Toprağın altında altın aramaya gerek yok. Kızıldağ'ın altını, üzerinde yaşayan kültürdür. 541 yıldır yere düşmeyen bir gelenek. Bu geleneğin korunması, yalnızca Karaisalı'nın veya Sarıçam'ın değil, Adana'nın kültürel sorumluluğudur. Çünkü Adana sadece kebabıyla, şalgamıyla, sıcağıyla, portakal çiçeğiyle anılacak bir şehir değildir. Adana'nın dağlarında, ovalarında, köylerinde ve yaylalarında binlerce yıllık bir kültür birikimi vardır. Kızıldağ Karakucak Güreşleri de bunun en güçlü örneklerinden biridir. Bugün dualı çayırda bilekler konuştu. Ama asıl konuşması gereken tarihimizdi. Asıl kazanması gereken kültürümüzdü. Asıl alkışlanması gereken, bu geleneği gelecek kuşaklara taşıyanlardı. 541 yıl önce atılan bir kültür tohumunun bugün hâlâ yeşeriyor olması, hepimize önemli bir sorumluluk yüklüyor: Bizden sonra kaç yıl daha yaşayacak bu gelenek..? Cevabı bizim elimizde. Sahip çıkarsak 600 yıl da olur. 700 yıl da. Belki 1000 yıl da. Çünkü bazı miraslar müzelerde saklanmaz. Bazı miraslar yaşanır. Kızıldağ'da olduğu gibi. Davul çalar. Zurna susmaz. Pehlivanlar meydana çıkar. Dualar edilir. 541 yıllık hikâye yeniden başlar... Kızıldağ'da sadece güreş yapılmıyor dostlar: Kızıldağ'da tarih, her yıl yeniden kol bağlıyor.
Ekleme Tarihi: 07 Eylül 2026 -Pazartesi

Kızıldağ'da 541 yıllık miras

Bir çayır düşünün.

Yüzyıllardır aynı toprakta yiğitler kol bağlıyor.

Davulun sesi dağlara vuruyor, zurna peşrev çalıyor, dualar gökyüzüne yükseliyor.

Bir pehlivan çıkıyor meydana.

Sırtında kispeti, yüreğinde cesareti, alnında alın teriyle.

İşte Kızıldağ Karakucak Güreşleri böyle bir mirasın adıdır.

541 yıl.

Dile kolay.

Beş asırdan fazla bir zaman.

Nice insanlar geldi geçti. Nice savaşlar yaşandı, nice şehirler değişti, nice gelenekler unutuldu. Ama Kızıldağ'ın dualı çayırında pehlivanın sesi, davulun gürültüsü ve güreşin heyecanı yaşamaya devam etti.

Bu nedenle Kızıldağ'da yapılan güreşlere yalnızca bir spor organizasyonu olarak bakmak eksik kalır.

Çünkü burada geçmiş ile gelecek kol kola giriyor.

Karaisalı Belediyesi'nin ev sahipliğinde, Sarıçam Belediyesi'nin ana sponsorluğunda gerçekleştirilen 541. Kızıldağ Karakucak Güreşleri de bu büyük geleneğin yeni bir sayfasını oluşturdu.

Türkiye'nin dört bir yanından ve yurt dışından gelen pehlivanlar dualı çayırda ter döktü.

Kimi kazandı, kimi kaybetti..!

Ama aslında o çayırda kaybeden olmadı.

Çünkü karakucak güreşi yalnızca rakibini yere sermek değildir.

Gücünü gösterirken rakibine saygı duymaktır.

Yenildiğinde elini uzatabilmek, yendiğinde rakibini küçümsememektir.

Belki de bu yüzden Başkan Bilal Uludağ'ın sözleri önem taşıyor:

“541 yıllık bir geleneği hep birlikte yaşatmanın gururunu ve mutluluğunu yaşıyoruz.”

Evet,

Yaşatmak..!

Bugünün en önemli kelimesi belki de budur.

Çünkü gelenekler kendiliğinden yaşamaz.

Onları yaşatacak insanlar gerekir.

Çocuklarına anlatacak babalar.

Torunlarına aktaracak dedeler.

Pehlivan yetiştirecek ustalar.

Kültürel mirasa sahip çıkacak yöneticiler gerekir.

Bugün Kızıldağ'ın çayırında güreşen genç bir pehlivan, belki de 50 yıl sonra başka bir genç pehlivana aynı geleneği anlatacak.

“Ben de yıllar önce burada güreştim” diyecek.

İşte kültür böyle devam eder.

Bir nesilden diğerine.

Bir yürekten başka bir yüreğe.

Bir çayırdan geleceğe.

Kızıldağ'ın asıl zenginliği de burada.

Toprağın altında altın aramaya gerek yok.

Kızıldağ'ın altını, üzerinde yaşayan kültürdür.

541 yıldır yere düşmeyen bir gelenek.

Bu geleneğin korunması, yalnızca Karaisalı'nın veya Sarıçam'ın değil, Adana'nın kültürel sorumluluğudur.

Çünkü Adana sadece kebabıyla, şalgamıyla, sıcağıyla, portakal çiçeğiyle anılacak bir şehir değildir.

Adana'nın dağlarında, ovalarında, köylerinde ve yaylalarında binlerce yıllık bir kültür birikimi vardır.

Kızıldağ Karakucak Güreşleri de bunun en güçlü örneklerinden biridir.

Bugün dualı çayırda bilekler konuştu.

Ama asıl konuşması gereken tarihimizdi.

Asıl kazanması gereken kültürümüzdü.

Asıl alkışlanması gereken, bu geleneği gelecek kuşaklara taşıyanlardı.

541 yıl önce atılan bir kültür tohumunun bugün hâlâ yeşeriyor olması, hepimize önemli bir sorumluluk yüklüyor:

Bizden sonra kaç yıl daha yaşayacak bu gelenek..?

Cevabı bizim elimizde.

Sahip çıkarsak 600 yıl da olur.

700 yıl da.

Belki 1000 yıl da.

Çünkü bazı miraslar müzelerde saklanmaz.

Bazı miraslar yaşanır.

Kızıldağ'da olduğu gibi.

Davul çalar.

Zurna susmaz.

Pehlivanlar meydana çıkar.

Dualar edilir.

541 yıllık hikâye yeniden başlar...

Kızıldağ'da sadece güreş yapılmıyor dostlar:

Kızıldağ'da tarih, her yıl yeniden kol bağlıyor.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve artihabergazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.