Gazeteciye kapı açıp gazeteci seçmek…
Olmaz arkadaş..!
Hele hele siyaset yapıyorsanız hiç olmaz.
Basın toplantısı düzenleyeceksiniz.
Gazetecileri davet edeceksiniz.
Ama sonra gazeteciler arasında “sen gel, sen gelme” diye bir ayrım yapacaksınız.
Sonra da çıkıp demokrasi diyeceksiniz..!
Yok öyle yağma.
Yerel Medya Güçbirliği Platformu’nun, İYİ Parti Adana İl Başkanlığı tarafından gerçekleştirilen basın toplantısında gazeteciler arasında ayrımcılık yapıldığı gerekçesiyle aldığı tavır, aslında sadece bir basın toplantısının meselesi değildir.
Mesele mesleğe ve gazeteciye duyulan saygıdır.
İYİ Parti Adana İl Başkanı Av. Hasan Batur Eroğlu ile İYİ Parti Medya ve Tanıtımdan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Raşit Yılmaz’ın “Bayrak Açıyorum” mitingleri kapsamında gerçekleştirdiği toplantıda yaşandığı belirtilen davet ayrımcılığı, yerel medyada tepkiyle karşılanmıştır.
Platform da açıkça demiştir ki:
“Basın kuruluşları arasında ayrımcılık yapan İYİ Parti Adana İl Başkanlığından gelen bültenler dikkate alınmayarak yayınlanmayacaktır.”
İşte burası önemlidir.
Çünkü gazetecilikte “bizim gazeteci, sizin gazeteci” diye bir kavram yoktur.
Gazeteci gazetecidir.
Bir yayın kuruluşunun siyasi görüşü, ekonomik gücü, tirajı, internet sitesi, televizyonu ya da sosyal medya hesabının büyüklüğü; gazetecinin haber alma hakkını belirleyen ölçü olmamalıdır.
Siyasetçi istediği gazeteciyle konuşabilir.
İstediği gazeteye röportaj verebilir.
Ama kamuya açık bir siyasi faaliyeti duyurmak amacıyla basın toplantısı düzenliyorsa, burada eşit mesafe ilkesi daha da önem kazanır.
Çünkü siyasetçi bugün vardır, yarın sandık gelir.
Gazeteci ise dün de oradadır, bugün de.
Yarın da orada olacaktır.
Adana basını nice siyasi parti gördü.
Nice il başkanı, belediye başkanı, milletvekili, bakan gördü.
Kimi geldi, kimi gitti.
Ama gazeteciler kaldı.
Çünkü gazetecinin görevi bir siyasi partinin yanında durmak değil, olanı kamuoyuna aktarmaktır.
Bugün bir partiye uygulanan ayrımcılık yarın başka bir partiye uygulanabilir.
Bugün bir gazeteci dışarıda bırakılır, yarın başka bir gazeteci.
Bu nedenle mesele şahıs meselesi değil, meslek meselesidir.
Siyaset kurumları şunu çok iyi bilmeli:
Yerel medya sizin basın bülteninizi yayınlamak zorunda değildir.
Gazetecinin de haberi değerlendirme, eleştirme, soru sorma ve kamu adına takip etme hakkı vardır.
Basınla ilişki kurmanın yolu da gazeteciyi sınıflandırmaktan değil, gazetecinin elini sıkmaktan geçer.
Hele Adana gibi köklü bir basın geleneğine sahip kentte…
Gazetecinin kapısını ayırmak, aslında Adana basınının hafızasına dokunmaktır.
Buradan İYİ Parti Adana İl Başkanlığı'na açıkça söylüyorum:
Gazeteciler arasında ayrım yapmayın.
Beğendiğiniz gazeteci olabilir.
Beğenmediğiniz gazeteci olabilir.
Sorularından hoşlanmadığınız gazeteci olabilir.
Eleştiren gazeteci olabilir.
Bunların hepsi gazeteciliğin doğasında vardır.
Ama basın toplantısına çağırırken bir gazeteciyi diğerinden üstün veya değersiz görmeye kalkarsanız, bunun adı iletişim yönetimi değil, ayrımcılık tartışmasıdır.
Siyasetçinin hoşuna giden gazeteci aramak kolaydır.
Zor olan, zor soruyu soran gazetecinin karşısına oturabilmektir.
Çünkü gazetecilik alkış tutmak değildir.
Gazetecilik gerektiğinde soru sormaktır.
Gerektiğinde eleştirmektir.
Gerektiğinde de “Burada bir yanlış var” diyebilmektir.
Ben 43 yıldır bu mesleğin içindeyim.
Nice siyasi toplantıya girdim, nice soru sordum, nice haber yaptım.
Şunu çok iyi bilirim:
Basın mensubunun cebine koyduğu en değerli şey kalemidir.
O kalemin sahibi de ne bir siyasi partidir ne bir belediyedir ne de başka bir güç odağıdır.
O kalem kamuoyunundur.
Bu nedenle;
Kimse gazeteciyi kendi siyasi hesabının parçası haline getirmeye kalkmasın.
Adana yerel medyası sahipsiz değildir.
Gazeteci yalnız değildir.
Ve gazeteciler arasında ayrım yapılmasına karşı çıkmak, herhangi bir siyasi partiye karşı olmak değildir.
Tam tersine;
Basın özgürlüğünün yanında olmaktır.
Bugün İYİ Parti,
Yarın başka bir parti.
Öbür gün başka bir kurum.
Kural herkes için aynı olmalıdır:
GAZETECİLER ARASINDA AYRIM YAPILMAZ..!



