SİXT
SİXT-2

Detoks taleplerinin yerini zayıflama iğneleri aldı

YAŞAM 14.09.2026 - 14:46, Güncelleme: 14.09.2026 - 14:46 239 kez okundu.
 

Detoks taleplerinin yerini zayıflama iğneleri aldı

Wellbees beslenme danışmanlarından Diyetisyen Ecem Ortasarı, zayıflama iğnelerinin yalnızca hekim onayıyla kullanılması gerektiği konusunda uyardı

Tatil sonrasında birkaç kilo vermek isteyen çalışanların gündeminde artık detoks programlarından çok zayıflama iğneleri var. Wellbees beslenme danışmanlarından Diyetisyen Ecem Ortasarı, vücut kitle indeksi yüksek kişilerin yanı sıra 3-5 kilo vermek isteyenlerin de bu iğneleri kullanıp kullanamayacağını sorduğunu söyledi. İğnelerin kişiye uygunluğunu yalnızca hekimin değerlendirebileceğini belirten Ortasarı, beslenme uzmanlarının ise hekim tarafından planlanan tedavi sürecinde yeterli ve dengeli beslenmeye ve kas kütlesinin korunmasına destek sağladığını vurguladı. Yaz döneminde değişen öğün saatleri, dışarıda yeme sıklığının artması ve günlük rutinin bozulması kilo alımına neden olabiliyor. Tatil sonrasında iş hayatına dönen çalışanlar, geçmişte bu kiloları vermek için beslenme danışmanlarına diyet veya detoks programları sorarken son dönemde bunun yerini zayıflama iğneleri olarak bilinen GLP-1 iğneleri aldı. Kurumsal esenlik çözümü Wellbees’in beslenme danışmanlarından Diyetisyen Ecem Ortasarı, bu iğnelere artan talebe dikkat çekerken, kullanımı konusunda da önemli uyarılarda bulundu. “3-5 kilo fazlası olanlar da kullanmak istiyor” Ortasarı, zayıflama iğnelerine ilişkin soruların yalnızca vücut kitle indeksi (VKİ) yüksek kişilerden gelmediğini belirterek şunları söyledi; “Bu iğneler yeni çıkan bir yöntemmiş gibi lanse edilse de aslında yıllardır kan şekeri düzensizliği olan Tip 2 diyabet hastalarına reçete ediliyor. Ancak son dönemde herhangi bir kronik hastalığı bulunmayan, yalnızca 3-5 kilo vermek isteyen kişiler dahi ‘ben de kullanabilir miyim’ diye soruyor. Özellikle dijital mecralarda paylaşılan hızlı kilo kaybı örnekleri, bu iğnelerin herkesin başvurabileceği bir yöntem gibi algılanmasına yol açabiliyor. Oysa kişinin vermek istediği kilo miktarı tek başına bir ölçüt oluşturmaz. Mevcut hastalıklar, kullanılan ilaçlar, sağlık geçmişi ve klinik bulgular birlikte değerlendirilmeli. Bu değerlendirmeyi yapacak ve tedaviye karar verecek kişi de hekimdir.” “DSÖ obezite kapsamında değerlendirmeyi öneriyor” Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) Aralık 2025’te yayımladığı GLP-1 kılavuzuna da değinen Ortasarı, “DSÖ, bu iğneyi yetişkinlerde obezitenin uzun süreli tedavisi kapsamında ele alıyor ve obeziteyi VKİ’nin 30 ve üzerinde olmasıyla tanımlıyor. İlaçların kişinin sağlık geçmişi ve klinik gereklilikleri değerlendirilerek hekim tarafından reçete edilmesini öneriyor. [s1] Dolayısıyla çevremizdeki kullanım örneklerinden ya da sosyal medyada görülen sonuçlardan hareketle karar vermek ciddi riskler taşıyabilir” dedi. “İştah azalırken kas kaybı riski artabilir” GLP-1 iğnelerinin iştahı azaltarak günlük besin alımını düşürebildiğini söyleyen Ortasarı, tedavi sürecinde beslenmenin yakından takip edilmesi gerektiğini ifade etti. Ortasarı, “Kişi daha az yemekle birlikte yeterli protein, vitamin ve mineral de alamayabiliyor. Hızlı kilo kaybı sırasında yağ dokusunun yanı sıra kas kütlesinde de azalma görülebiliyor. Tartıdaki düşüş tek başına sağlıklı bir ilerleme anlamına gelmiyor. Kilonun hangi dokudan kaybedildiğini ve kişinin günlük gereksinimlerini karşılayıp karşılamadığını da izlemek gerekiyor” diye konuştu. “Beslenme danışmanı yalnızca tedavi sürecine eşlik edebilir” Beslenme danışmanlarının bu süreçteki rolünün sınırlarını da anlatan Ortasarı, sözlerini şöyle sürdürdü: “İlacın kullanımına ve tedavi planına hekim karar verir. Biz beslenme danışmanları ise hekim tarafından planlanan süreçte kişinin yeterli ve dengeli beslenmesine destek oluruz. Öğün düzenini, protein ve sıvı alımını takip eder; kas kütlesini korumaya yardımcı olacak beslenme ve hareket alışkanlıkları üzerinde çalışırız. Buradaki amaç, tedavi boyunca kişinin ihtiyaçlarını karşılayan ve sonrasında da sürdürebileceği bir beslenme düzeni oluşturmak.” Zayıflama iğnelerinin kullanımının sona ermesiyle birlikte eski beslenme alışkanlıklarına dönülebildiğine de dikkat çeken Ortasarı, “Tedavi sürecinde kalıcı alışkanlıklar kazanılmadığında kilo kontrolünü sürdürmek zorlaşabiliyor. Bu nedenle süreci yalnızca iştahın azalmasına bırakmamak, kişinin günlük yaşamına uyabilecek bir beslenme düzeni kurmak önem taşıyor” dedi.      
Wellbees beslenme danışmanlarından Diyetisyen Ecem Ortasarı, zayıflama iğnelerinin yalnızca hekim onayıyla kullanılması gerektiği konusunda uyardı

Tatil sonrasında birkaç kilo vermek isteyen çalışanların gündeminde artık detoks programlarından çok zayıflama iğneleri var. Wellbees beslenme danışmanlarından Diyetisyen Ecem Ortasarı, vücut kitle indeksi yüksek kişilerin yanı sıra 3-5 kilo vermek isteyenlerin de bu iğneleri kullanıp kullanamayacağını sorduğunu söyledi. İğnelerin kişiye uygunluğunu yalnızca hekimin değerlendirebileceğini belirten Ortasarı, beslenme uzmanlarının ise hekim tarafından planlanan tedavi sürecinde yeterli ve dengeli beslenmeye ve kas kütlesinin korunmasına destek sağladığını vurguladı.

Yaz döneminde değişen öğün saatleri, dışarıda yeme sıklığının artması ve günlük rutinin bozulması kilo alımına neden olabiliyor. Tatil sonrasında iş hayatına dönen çalışanlar, geçmişte bu kiloları vermek için beslenme danışmanlarına diyet veya detoks programları sorarken son dönemde bunun yerini zayıflama iğneleri olarak bilinen GLP-1 iğneleri aldı. Kurumsal esenlik çözümü Wellbees’in beslenme danışmanlarından Diyetisyen Ecem Ortasarı, bu iğnelere artan talebe dikkat çekerken, kullanımı konusunda da önemli uyarılarda bulundu.

“3-5 kilo fazlası olanlar da kullanmak istiyor”

Ortasarı, zayıflama iğnelerine ilişkin soruların yalnızca vücut kitle indeksi (VKİ) yüksek kişilerden gelmediğini belirterek şunları söyledi; “Bu iğneler yeni çıkan bir yöntemmiş gibi lanse edilse de aslında yıllardır kan şekeri düzensizliği olan Tip 2 diyabet hastalarına reçete ediliyor. Ancak son dönemde herhangi bir kronik hastalığı bulunmayan, yalnızca 3-5 kilo vermek isteyen kişiler dahi ‘ben de kullanabilir miyim’ diye soruyor. Özellikle dijital mecralarda paylaşılan hızlı kilo kaybı örnekleri, bu iğnelerin herkesin başvurabileceği bir yöntem gibi algılanmasına yol açabiliyor. Oysa kişinin vermek istediği kilo miktarı tek başına bir ölçüt oluşturmaz. Mevcut hastalıklar, kullanılan ilaçlar, sağlık geçmişi ve klinik bulgular birlikte değerlendirilmeli. Bu değerlendirmeyi yapacak ve tedaviye karar verecek kişi de hekimdir.”

“DSÖ obezite kapsamında değerlendirmeyi öneriyor”

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) Aralık 2025’te yayımladığı GLP-1 kılavuzuna da değinen Ortasarı, “DSÖ, bu iğneyi yetişkinlerde obezitenin uzun süreli tedavisi kapsamında ele alıyor ve obeziteyi VKİ’nin 30 ve üzerinde olmasıyla tanımlıyor. İlaçların kişinin sağlık geçmişi ve klinik gereklilikleri değerlendirilerek hekim tarafından reçete edilmesini öneriyor. [s1] Dolayısıyla çevremizdeki kullanım örneklerinden ya da sosyal medyada görülen sonuçlardan hareketle karar vermek ciddi riskler taşıyabilir” dedi.

“İştah azalırken kas kaybı riski artabilir”

GLP-1 iğnelerinin iştahı azaltarak günlük besin alımını düşürebildiğini söyleyen Ortasarı, tedavi sürecinde beslenmenin yakından takip edilmesi gerektiğini ifade etti. Ortasarı, “Kişi daha az yemekle birlikte yeterli protein, vitamin ve mineral de alamayabiliyor. Hızlı kilo kaybı sırasında yağ dokusunun yanı sıra kas kütlesinde de azalma görülebiliyor. Tartıdaki düşüş tek başına sağlıklı bir ilerleme anlamına gelmiyor. Kilonun hangi dokudan kaybedildiğini ve kişinin günlük gereksinimlerini karşılayıp karşılamadığını da izlemek gerekiyor” diye konuştu.

“Beslenme danışmanı yalnızca tedavi sürecine eşlik edebilir”

Beslenme danışmanlarının bu süreçteki rolünün sınırlarını da anlatan Ortasarı, sözlerini şöyle sürdürdü: “İlacın kullanımına ve tedavi planına hekim karar verir. Biz beslenme danışmanları ise hekim tarafından planlanan süreçte kişinin yeterli ve dengeli beslenmesine destek oluruz. Öğün düzenini, protein ve sıvı alımını takip eder; kas kütlesini korumaya yardımcı olacak beslenme ve hareket alışkanlıkları üzerinde çalışırız. Buradaki amaç, tedavi boyunca kişinin ihtiyaçlarını karşılayan ve sonrasında da sürdürebileceği bir beslenme düzeni oluşturmak.”

Zayıflama iğnelerinin kullanımının sona ermesiyle birlikte eski beslenme alışkanlıklarına dönülebildiğine de dikkat çeken Ortasarı, “Tedavi sürecinde kalıcı alışkanlıklar kazanılmadığında kilo kontrolünü sürdürmek zorlaşabiliyor. Bu nedenle süreci yalnızca iştahın azalmasına bırakmamak, kişinin günlük yaşamına uyabilecek bir beslenme düzeni kurmak önem taşıyor” dedi.

 

 

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve artihabergazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.